14 Eylül 2014 Pazar

4. KCY Blog Turu : | | Vefa Enver - Bana Prenses Deme! : Chick-lit Türü ve Tüyoları + Vefa Enver'le Söyleşi





Kitabın adı: Bana Prenses Deme!
Yazar: Vefa Enver
Sayfa sayısı: 480
Türü: Romantik
Yayın evi: Ephesus Yayınları


4. blog turumuzun son gününden herkese merhaba! :) Bu turu Ephesus Yayınları'ndan almanın yanı sıra bir de kitabımızın yazarının Vefa Enver, Ephesus'un göz bebeklerinden biri oluşu bizi çok çok daha mutlu etti! :) Vefa Enver'le söyleşi yapmazsak olmaz dedik ve bu görevi de chick-lit türünün tanıtımını da ben üstlendim. 

Chick-lit türü bir fantastik ya da bir tarihi aşk kadar çok bilinmiyor ama benim de bunu gidip köşe yazısı niteliğinde bir paragrafla anlatmaya niyetim yok o yüzden sakın korkmayın Melo bizi sıkıntıya boğacak diye, yok öyle bir şey :) 

Hatırlayabildiğim kadarıyla okumaya bir chick-litle başladım -küçükken okutulan hikaye ve masalları saymazsak tabi ki :P - ve bu çok doğru bir seçimdi çünkü chick-litler özellikleri dolayısıyla insanı okumaya yönlendiren kitaplar, hala da ne zaman okuyasım gelmese chick-litlere başvururum :) Neden mi? Çünkü chick-litler deli doludur, akıcıdır, eğlencelidir. Chick-litlerde bölüm aralarına değil, gülme aralarına ihtiyaç duyarsınız. Genellikle ana karakterin saflığı, onu rezil olmaya mahkum eder ve bu ayracı araya koyup tuhaf tuhaf gülerken aynı anda şaşkınlıktan açık kalmış ağzınızı kapatma gibi bir eyleme sebep olur :) Neler olacağını kavrayabilseniz bile chick-litlerin o deli dolu etkisi sayfayı hızla çevirmenize kitabın çabucak bitmesine yol açar. Yıllarca chick-lit okuya okuya keşfettiğim bir diğer püf noktaysa, bu kitapların nasıl okunması gerektiğinin cevabı; chick-litler "çerezliktir." Nasıl mı? Mesela art arda o kadar fantastik türünde -ya da farklı bir türde- kitap okudunuz ki artık aklınızda şöyle düşünceler belirmeye başladı:

  • Bütün konular çok benziyor zaten, biri de farklı bir şey yazsa ne olur ki sankii?
  • Bak bir önceki ana karakter daha zekiydi en azından. Bu okuduğum da amma saçmaladı!

Bu tür tepkiler vermeye başlamanız ATOOS hastalığının semptomlarıdır. * Evet ATOOS hastalığını biraz önce keşfettim -uydurdum- ve anlamı da Aynı Türün Okuna Okuna Sıkması :P * Böyle olunca okuma listenize bir iki chick-lit eklemeniz hastalığı yatıştıracaktır. Peki o bir iki chick-lit neler mi olmalı? Birkaç yazar örnek vermeden bırakmam :)
  • Vefa Enver 
  • Fatih Murat Arsal
  • Sophie Kinsella
  • Arzum Uzun
  • Ekin Atalar



Gel gelelim sevgili Vefa Enver'le yaptığımız söyleşiyee! :) Romantik Optik'ten Polen'e çok teşekkürlerr, çok yardımı dokundu <3

1- Kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?

Kaderimde varmış desem yanlış olmaz sanırım. Yazmaya karşı hep bir ilgim ve becerim vardı ama ilk romanımı yazmam, ilk roman konusunun beni bulması ile oldu. İhtiyacım olan başlangıç için yeterli ilhamı almış olmalıyım ki bir anda yazarken buldum kendimi. Kitap olarak basılması ise ayrı bir hikaye. Yazarlık kabiliyet kadar inançlı ve kararlı olmayı da gerektiriyor. Hiç kimse size inanmazken bile kendinize inanmaktan vazgeçmemelisiniz. Ben okur desteği ile bu inancı kendimde buldum. Sanırım hayatımda yaptığım en iyi şey yazdığım romanı bir forumda paylaşıp, okurun tepkisini ölçmek oldu. O kadar çok sevip benimsediler ki devamı için bastırdılar böylece arka arkaya iki roman daha yazıp Türkiye'nin ilk romantik komedi üçlemesini bitirmemi sağladılar. Sadece yayınevine göndererek şansımı deneseydim büyük ihtimalle olumsuz cevap alırdım ve hevesim kırılır, kendimden, kabiliyetimden şüphe ederdim. Çünkü benim başladığım zaman, 2007 yılında, yayınevleri yeni Türk yazarlara şans tanımazdı. Dosyaları çoğu zaman yayın programının doluluğu gerekçe göstererek okumadan reddederlerdi. Bu düşünceyi kırmak için gerek ben gerekse benimle hemen hemen aynı zamanlarda başlayan bir iki yazar arkadaşım çok çabaladık ve şimdi etrafıma bakıp da Türk yazarlara gösterilen ilgiyi görünce inanılmaz büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum.

2- Kitap yazmadığınız zamanlar neler yaparsınız?

Kitap okurum ve internette araştırma yaparım. Meraklı bir insanım ve insan bir sonraki kitabı için nereden ne çıkacağını bilemez. Her şey ilham kaynağı olabilir ve bazen karşınıza çok ilginç şeyler çıkabilir. Beni Buna Zorlama bunun en güzel örneği.

3- Neden pembe diye sorsam?

Mutluluğun ve umudun rengi olduğu için. Benim yazarlık misyonum insanlara mutluluk, umut ve pembe bir hayat görüşü aşılamak. Hayatta hiçbir engel aşılmayacak kadar büyük değildir yeter ki siz olumlu düşünmekten, umut etmekten ve çabalamaktan vazgeçmeyin. Pozitif olun pozitif şeyleri hayatınıza çekin gibi...

4- Peki "Pembe Kraliçe" ismiyle anılmaktan mutlu oluyor musunuz?

Elbette! Yukarıda da bahsettiğim gibi bir misyon ile yazarlığa başladım ve eğer okurlarım beni böyle taçlandırdıysa bu misyonu başarmışım demektir. Bundan kim mutlu olmaz ki?

5- Şu sıralar yaş farkının çok olduğu ilişkiler okuyoruz. Şahsi fikrimce ben yaş farkını 
( çok olmadığı sürece)  seven bir insanım ama Yiğit sizce de biraz büyük değil miydi?

Kime göre? Sana göre büyük bana göre daha bile büyük olabilirdi. Böylece daha da iddialı, daha da sıra dışı bir hikaye olurdu. Hayatta tek doğru ya da tek yanlış yok. Farklı görüşlere, farklı tecrübelere, farklı doğrulara en önemlisi de farklı aşklara şans tanımalı insan. Aşkı neden kalıplara sokuyoruz ki? Kırk beş yaşında olsa Yiğit, ne fark ederdi? Nil ile birbirlerine çılgınca âşık oldukları ve birbirlerini aşkları ile bulutların üstüne çıkardıktan sonra yaş nedir ki? Ayrıntıdan öte bir şey değil... Ayrıca gerçekçi olalım Yiğit gibi bir erkeğin böylesine güçlü aşkına hayır diyebilecek kaç kişi vardır aranızda?



6- Peki sizinle sürekli flört edip akşam sevgilisinin yanına giden birini kabul etmek veya sevgilinizin sürekli birileriyle takıldığını bilerek onu kabul etmek kolay mı?

Değil ama bu şekilde yaşayan insanlar olmadığını sanmak ya da varsaymak da mantıklı ya da gerçekçi bir yaklaşım değil. Türkiye'de bizlerin görmeyi, bilmeyi reddettiği "Türk örf ve adetleri" dediğimiz toplum kurallarına aykırı o kadar çok şey yaşanıyor ki, romanda bahsi geçen ilişki yanında masum kalıyor, yadırganacak bir durum olmaktan çıkıyor. . Ben asıl sabah programlarındaki çarpık ilişkileri  duyunca afallıyorum ve biz nasıl bir ülke olmuşuz yahu diyorum açıkçası... 

7- Bana Prenses Deme'yi yazarken en çok nerede zorlandınız?

Hiçbir yerde zorlanmadım. Su gibi aktı ve inanılmaz keyif aldım her anından. Bütün karakterleri büyük bir özenle ve sevgiyle yarattım. Sizlerin belki pek sevip benimsemediği karakterler için bile aynı emeği ve sabrı gösterdim çünkü hepsini severek oluşturdum.  

8- Yazar Tıkanması gibi bir durum yaşadınız mı? Yani şimdi ne olcak diye kafa patlattığınız bir durum oldu mu?

Hayır olmadı.

9- Murat aklımda baya yer edindi . Onun bir hikayesini okuma gibi bi şansımız olacak mı?

O kadar çok beklenen devam karakteri ve roman var ki Murat için şu an böyle bir düşüncem yok.

10- Yiğit'i ben okurken aşık oldum siz yazarken neler hissettiniz  ?

Aşık olunacak ve reddedilemeyecek bir karakter yaratmanın keyfini yaşadım. Bu erkek nasıl olursa bir kadın için vazgeçilmez olur diye düşündüm. Sanırım ben kadınlar için özel bir erkek modeli yaratmak istedim ve başarılı da olduğuma inanıyorum çünkü henüz Yiğit'e âşık olmayan bir hemcinsim ile karşılaşmadım.

11- Yakında okuyacağımız bir kitap hazırlığı var mı?

Evet. Âşık Kim? çok yakında...

12- Eğer bir film teklifi gelseydi hangi kitabınızın film olmasını istersiniz?

Bana Prenses Deme ve Sana Aşık Değilim

13- Son olarak okurlarınıza demek istediğiniz bir şey var mı?

Hepinizi çok çok seviyorum. Siz olmadan tüm bunların hiç bir anlamı olmazdı. Hepiniz çok değerlisiniz ve iyi ki varsınız! Nice, nice mutlu paylaşımlara.



Son olarak, Cadılar tur boyunca konuyu gayet iyi anlattılar ve bu kadar uzun bir yazıdan sonra benim de tekrar anlatmam gereksiz o yüzden sadece yorum yapıyorum; Yiğit'le Nil'in birbirine duyduğu çekimin aşka dönüşmesini okumak bir zevk ve en gereksiz zannedilen karakterler bile içinize işliyor, hepsine bayılıyorsunuz! Chick-lit türünü daha önceden sevmeyen birine gidip de bu kitabı al oku demem ama eğer bu türü seviyorsanız Bana Prenses Deme! kaçırmamanız gerekenlerden bir tanesi ;)

Facebook'tan ve Rafflecopter'den birer tane olmak üzere toplam iki tane Bana Prenses Deme! hediye ediyoruz. Çekilişe katılmayı unutmayın! ;) Başka bir yorumda görüşmek üzere!!




4 yorum:

  1. Hayatta tek doğru ya da tek yanlış yok. Harika olmuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Filiz :) Cadılar olarak moral kaynağımızsın! :) <3

      Sil